Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Darbe Alan Dişlerde Kanal Tedavisi Gerekir mi?

Diş travmaları, her yaş grubunda çok sık karşılaştığımız dental problemlerdir. Düşmeler, kazalar, spor yaralanmaları ve sert darbeler sonrasında ağrı, dişlerde renk değişimi, sallanma ve kırıklar oluşabilir. Böyle durumlarda akla gelen ilk sorulardan biri “Darbe alan dişlerde kanal tedavisi gerekir mi?” olur.

Her travmada kanal tedavisine ihtiyaç yoktur. Travmanın şiddeti, dişin ne kadar hasara uğradığı, kökün gelişim seviyesinin ne durumda olduğu ve diş sinirinin verdiği yanıt tedavinin şeklini belirlemektedir. Bazı dişler hiçbir işlem yapmaya gerek kalmadan iyileşebilirken bazı dişler zaman içerisinde kanal tedavisi gerektirebilir.

Darbe Alan Her Dişte Kanal Tedavisi Gerekir mi?

Darbe alan her dişe kanal tedavisi yapılması doğru bir uygulama değildir. Travma gerçekleştikten sonra diş siniri kendini koruyup canlılığını devam ettirebilir. Hafif travma ve darbelerde dişler bir süre hassasiyet gösterip kısa sürede iyileşebilir.

Daha şiddetli travmalarda ise diş siniri dediğimiz pulpada kan akımı bozulabilir. Diş başlangıçta normal bir canlılık yanıtı verse de günler ya da haftalar sonra diş siniri canlılığını kaybedebilir ve kanal tedavisi gerekebilir.

Bu sebeple ilk muayene kadar takip süreci de çok önemlidir.

Her Travmada Diş Siniri Ölür mü?

Her travmada diş sinirinin canlılığını kaybetmesi söz konusu değildir. Travmanın etkisi ve şiddetine göre dişin vereceği yanıt değişebilir. Dişin gelişim seviyesi de bu süreçte önemlidir.

Kök gelişimi tamamlanmamış genç dişlerde iyileşme oranı daha yüksektir. Bu nedenle çocuk ve gençlerde dişin canlılığının takibi çok önemlidir. Gereksiz kanal tedavisi işleminden uzak durulmalıdır.

Buna rağmen çok şiddetli bir travma yaşandıysa, diş yerinden çıktıysa veya kırık oluştuysa dişin canlılığının etkilenme ihtimali daha yüksektir.

Darbe Alan Diş Neden Kararır?

Travma sonrasında dişin renginde gerçekleşen değişim ve koyulaşma, hastaları en çok düşündüren bulgulardan biridir. Ancak her renk değişimi veya koyulaşma, dişin canlılığını kaybettiği yani sinirin öldüğü anlamına gelmemektedir.

Travmaya bağlı olarak diş siniri içinde farklı bölgelerde küçük kanamalar meydana gelebilir. Bu kanamaya bağlı hücrelerin dişin dentin ve minesine işlemesi sonucunda diş pembe, gri veya daha koyu bir renk alabilir ancak dişin canlılığı devam edebilir.

Bazı dişlerde bu renk değişikliği zamanla kaybolup normale dönebilirken bazen de kalıcı hale gelebilir. Bu sebeple yalnızca dişin rengine bakılarak kanal tedavisi kararı verilmemelidir.

Diş Siniri Ne Zaman Ölür?

Travma sonrasında diş sinirinin canlılığını kaybetmesi her zaman hemen gerçekleşmez. Travma sonrası ilk gün diş canlılık testlerine normal yanıt verebilir. Bu nedenle takip çok önemlidir.

İlerleyen günlerde diş yavaş yavaş canlılığını kaybedebilir. Bazen bu durum birkaç hafta içerisinde gerçekleşirken bazen aylar sürebilir. Nadir de olsa bazı durumlarda yıllar içerisinde bile ortaya çıkabilir.

Travmadan Sonra Ne Kadar Beklenir?

Travma sonrasında en önemli aşamalardan biri takip sürecidir. İlk görüşmede dişin durumu, hareketli veya stabil olup olmadığı, çevre dokular, canlılık durumu ve röntgen bulguları değerlendirilir.

Daha sonra ilk hafta, 6-8 hafta, 3 ay, 6 ay ve 1 yıllık kontroller yapılır. Gerekirse yıllık kontrollere devam edilir.

Bu takip randevuları sayesinde dişin canlılığının devam edip etmediği, kökte rezorpsiyon olarak adlandırılan erime bulunup bulunmadığı veya enfeksiyon gelişip gelişmediği değerlendirilebilir.

Travma Sonrası Röntgen Ne Zaman Çekilir?

İlk muayenede çekilen röntgen ile dişin konumu, komşu kemik dokusu ve kökte kırık olup olmadığı değerlendirilir.

Takip röntgenleri de zaman içerisinde oluşabilecek farklılıkları gözlemlememize yardımcı olur. Bazı komplikasyonlar yalnızca röntgen ile tespit edilebilir. Bu nedenle radyografik muayene oldukça önemlidir.

Darbe Alan Diş Canlılığını Sonradan Kaybedebilir mi?

Evet. Darbe alan diş başlangıçta tamamen normal görünse ve testlere normal yanıt verse bile sonradan canlılığını kaybedebilir.

Bu nedenle takip çok önemlidir. Ağrının olmaması ya da ilk günlerde dişin normal hissedilmesi, tek başına herhangi bir problem olmadığını göstermez. Dişin canlılığını kaybetmesi, yani pulpa nekrozu, sessiz bir şekilde ilerleyebilir.

Bu nedenle takip randevuları ve erken teşhis çok önemlidir. Gerektiğinde kanal tedavisi uygulanarak dişin yıllarca ağız içerisinde fonksiyonda kalması sağlanabilir.

Çocuklarda Diş Travmaları

Çocuklarda görülen travmalar yetişkinlere göre farklı değerlendirilir. Süt dişine yapılacak işlemin, alttaki daimi dişi korumaya yönelik olması gerekir. Çekim seçeneği genellikle süt dişlerinde ön plandadır.

Daimi dişlerde ise kök gelişimi devam eden genç dişlerde kanlanma ihtimali yüksek olduğundan kanal tedavisi yerine canlılığın devam etmesini sağlayacak vital tedaviler daha ön plandadır.

Travma Sonrası Takip Neden Bu Kadar Önemlidir?

Travmanın etkisi her zaman ilk gün ortaya çıkmaz. Pulpa nekrozu dediğimiz dişin canlılığını kaybetmesi, kök rezorpsiyonları yani kökün erimesi veya renk değişiklikleri zaman içerisinde; günler, haftalar ya da aylar içinde gerçekleşebilir.

Düzenli kontroller yapıldığında bu durumlardan biri erken dönemde fark edilebilirse tedavinin başarı şansı ciddi derecede artacaktır.

Bu nedenle hiçbir şikâyet olmasa bile takip randevuları büyük önem taşır.

Hangi Durumlarda Kanal Tedavisi Gerekebilir?

Diş canlılık testlerine negatif yanıt veriyorsa, kök ucunda röntgende tespit edilebilen lezyon veya enfeksiyon oluştuysa, şişlik ya da fistül varsa, şiddetli zonklayıcı veya sürekli ağrı bulunuyorsa ya da röntgende rezorpsiyon tespit edildiyse kanal tedavisi yapılması gerekebilir.

Kanal tedavisi ile enfekte sinir dokusu temizlenerek dişin ağız içerisinde uzun yıllar fonksiyonda kalması amaçlanır.

Sonuç

“Darbe alan dişlerde kanal tedavisi gerekir mi?” sorusunun cevabı her hasta ve her travma için aynı değildir. Her travma aynı olmadığı gibi her darbe de dişin canlılığının kaybolmasına sebep olmaz. Bu nedenle uygulanacak tedavi seçenekleri de farklılık gösterir.

Klinik muayene, radyografik muayene, canlılık testleri ve takip bulgularının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Travma gerçekleştikten sonra diş hekimi muayenesi ve sonrasındaki takip randevuları, doğru zamanda uygun tedaviye karar verilmesi ve dişin uzun yıllar ağız içerisinde fonksiyonda kalabilmesi açısından büyük önem taşır.